ÇİZMEYİ AŞMAMAK
Sergideki resimlerden birinin önünde uzun süre durup resmi inceleyen kişi ressamın dikkatini çeker. Oturduğu yerden kalkarak sanatsever izleyicinin yanına yaklaşır ve resmi nasıl bulduğunu sorar. Resimde ayağına çizme giymiş birisi görünmektedir. İzleyici parmağıyla çizmenin kıvrımlarını göstererek çok hatalı çizildiğini belirtir. Bu kanıya nereden vardığı sorulunca: “Bu benim işim. Ben çizme üreticisiyim” der. Nasıl olması gerektiğini soran ressama tek tek kıvrımları göstererek açıklar.
Birkaç dakika beklemesini söyleyen ressam hemen paletini, boyalarını ve fırçasını kaparak geri gelir ve resmi düzeltmeye koyulur. İşini tamamladıktan sonra izleyiciye sorar: “Şimdi oldu mu?” diye. İzleyici “Tamam.” der ama aynı dikkatli duruşuyla resme bakmayı sürdürür. Sonra ressama dönerek, pantolonun baldırdan dize doğru duruşunda da hata gördüğünü söyler ve hoşgörülü ressamın sormasını beklemeden nasıl olması gerektiğini anlatmaya başlar. Henüz bir iki cümle konuşmuşken ressam sözünü keser ve biraz kızgınlıkla: “Senin sanatın çizmecilik, anladık ama pantolon senin işin değil. Çizmeyi aşma!” der.
Şirketlerde, devlette veya çeşitli örgütlerde karar alma süreçlerine katkı sağlamak amacıyla herkesin görüşünü almakta yarar vardır. Herkesin her şeyi bilmesi olanaksızdır. Farklı alanlardaki uzmanların bilgilerinden yararlanmak zorundayız. Akla, mantığa uymasa da, bilimsel gözlemler ve verilerle desteklenmese de uzman olmayanların da hiç bir görüşü dışlanmamalı; konunun uzmanları tarafından bilimsel ölçütlerle değerlendirilip eksileri ve artılarıyla birlikte ele alınmalı, yorumlar eklenerek karar vericilerin önüne koyulmalıdır. Karar verici konumdakiler de farklı kaynaklardan elde edebildikleri bilgiler ve yorumlar ışığında değerlendirmelerini yaparak kararlarını oluşturmalılardır.
Uygulanan kararlardan etkilenen veya sürece ilgi duyan insanların da karar vericileri değerlendirip tartarken, uzmanların söylediklerine bakmaları gerekmez mi?
Son günlerdeki faiz tartışmaları o kadar kafa karıştırıcı görünüm aldı ki “Çizmeyi aşma!” öyküsü aklımıza geldi. Onlarca ekonomi uzmanının yanında gazeteciler, yazarlar, siyasiler ha bire açıklamalar, yorumlar yapıyorlar: “Faiz artırılmalı mı, düşürülmeli mi?”, “Enflasyonun düşüşü belirginleşmeden faizi indirmek kuru sıçratmaz mı?”, “Hepiniz yanlış biliyorsunuz. Faiz yüksek olduğu için enflasyon yüksek çıkıyor.” Her konuda olduğu gibi bu konuda da çok seslilik değil, gürültü hakim oluyor ortama.
Enflasyon ve faiz oranları teknik konular. Hepimizin yaşamını etkiliyorlar fakat sonuç değerlerdir; uygulanan ekonomi politikalarının ürettiği sonuçlardır. Bu değerleri üreten ekonomik kararların değerlendirilmesi beklenir. Değerlendirmeleri yapabilecek olanlar da konunun uzmanlarıdır.
İnsanlarımızın önemli açmazı: Konuları uzmanlarından dinleyip, siyasileri değerlendirmek yerine; siyasilerin sözleriyle uzmanları tartmaktır.
Emrecan Büyüktermiyeci7 Mart 2015