İNCİTMEMEK
İlkokul çağımda evimizin yanındaki boş arsada arkadaşlarımla oynarken bir köpek yavrusu yanımıza geldi. Ürkek, kapkara tüylü, ilgi ve oyun isteyen sevimli bir yavruydu. Biraz sevdik, su ve yiyecek verdik. Sonraki birkaç gün yavru köpeğin boş arsadan başka bir yere gitmediğini görünce onu sahiplenmeye karar verdik. Adını tüylerinin renginden ötürü “Kara” koyduk. Apartmanın arka bahçesine tuğla ve taşlarla derme çatma bir kulübe yaptık ve Kara’yı kulübesine yerleştirdik. Balkondan sık sık arka bahçeye baktığımı görünce annem nedenini sordu. Olanları anlattım.
Annem: “Köpeğe bakmak biraz zahmetli iştir. Ancak, adını ‘Kara’ koymakla hiç iyi etmemişsiniz. Biliyorsun yakındaki apartmanlardan birinde oturan komşularımızın soyadlarında ‘kara’ sözcüğü geçiyor. Üstelik oğulları senin arkadaşın. Siz köpek yavrusunu her çağırdığınızda komşularımız ses benzerliğinden yanlış anlayarak alınganlık gösterebilir ve incinebilirler.” dedi. Annemin uyarısını dikkate alarak hemen o gün yavru köpeğe koyduğumuz adı değiştirdik.
Bir iki gün sonra baktık ki bizim yavru köpek kulübesinde ve arka bahçede yok. Bahçenin duvarları yüksek. Köpek kendiliğindan bir yere gidemez ya da kaçamaz, birisi çaldı diye düşündük ve üzüldük. Sonraki günlerde komşularımızdan birinin gece havlamalardan rahatsız olduğu için köpeği bahçeden dışarı attığını öğrendik. Apartmanın bahçesi olsa bile köpek bakmak için uygun bir yer olmadığını, kimi komşuların rahatsız olabileceğini böylece öğrenmiş olduk o yaşlarda.
Yıllar önce bir hanımefendi ile yapılan söyleşiyi okumuştum. Hanımefendi, çok değerli bir diplomat olduğu vurgulanan saygıdeğer babasıyla ilgili anılarından söz ediyordu. Söyleşiden anmsadığım bir bölüm:
“Babam bayram ziyaretine gelen misafirlerimizle sohbet ediyordu. Kapı çaldı, evin genci olarak kapıyı ben açtım. Gelenler apartmana yeni taşınan komşularımızdı. Babamla birlikte oturan konuklara komşularımızı ‘Kiracılarımız, apartmana yeni taşındılar.’ diye tanıştırdım. Herkes gittikten sonra babam beni ve kardeşlerimizi yanına çağırdı, konuşmaya başladı:
‘Kızım sen komşularımızı tanıştırırken “kiracılarımız” demekle hiç iyi etmedin. İnsanları varlık durumlarına göre değerlendirmek ve sunmak doğru değil. O insanlar bugünkü koşullarda bizim evimizde kiracı olarak oturuyor olabilirler. Ancak bu biçimde varlık durumları vurgulanarak anılmaları onları incitebilir. Lütfen bundan sonra daha dikkatli olunuz!’
Böylece yaşamımız boyunca unutamayacağımız önemli bir ders almış olduk.”
Sözlerini, davranışlarını ve eylemlerini kimseyi incitmemek üzere oluşturan görgülü insanlar yaşamımızdan eksik olmasın!
Emrecan Büyüktermiyeci1 Şubat 2016